Türkiye'nin Akdeniz kıyısında, Muğla kenti sınırları içinde yer alan Dalaman’da ilki 2006 ikincisi ise 2019 yıllarında olmak üzere inşa edilen iki terminalden oluşan uluslararası havalimanı toplam 222.000 metrekarelik kapalı alanıyla bölgenin önemli bir ulaşım
ihtiyacını karşılar. Terminal yapılarının standartlığının yarattığı sıkıcılık ve yoksunluk duygusuyla başa çıkmayı deneyen tasarım, bölgenin zengin peyzajı, iklimsel özellikleri ve bu yöredeki turizm faaliyetinin spesifikliği aracılığıyla projenin
uluslararası havalimanları konvansiyonu sorunsallaştırmayı hedefledi. İnce-uzun köprü alanları -pier- ile göreli daha kısa-kalın salonların oransız boyutlarından koşullanan terminal yapılarında ortaya çıkan alışıldık kitlesel düzenlerinden başkalaşarak geliştirilen plan, iç alanların ve parçalı dış kitlelerin kendi aralarındaki boşluklarla insan yapımı vadiler oluşturdu. Boşluklar, dışta bütün doğallığıyla, içte ise soyutlanmış biçimiyle bölgedeki mevcut peyzajın devamını sağladı. Terminallerin büyük ölçüde yaz sezonunda kullanılacak olması, gelen ve giden yolcunun ayrı katlarda öngörülen sirkülasyonu, iç alanlar ve farklı seviyeler arasındaki görsel akışkanlık ve ticari birimlerin cazip kılınması gibi veriler diğer önemli girdiler oldular. Yolcu akışının olabildiğince kolay kavranabilir olması ve en yüklü dönemlerde dahi konforlu bir biçimde düzenlenmesi tasarımın bir diğer önemli ölçütü olarak değerlendirildi.
Büyük ve akrobatik strüktürel iddialardan uzak duran sistem, basit bir betonarme ızgara yapı ile ondan 2.50 metre yükselip yatayda da bir aks kadar koparak standart profillerle inşa edilen çelik örtüden oluşturuldu. Bu örtünün, iki çatı arasında kalan boşluk ve güneş kırıcı elemanlarla kendi mikroklimasını yaratması ve rüzgara açılarak nefes alan sistemin, parçalı kitleler üzerindeki düzenli tekrarı aracılığıyla bütünsel bir
sükunet oluşturması amaçlandı. Güneş kırıcı sistemin üzerinde bulunan fotovoltaik paneller, terminalin ihtiyaç duyduğu enerjinin bir kısmını üretmeye yardımcı olarak enerji tüketimini minimize edecek şekilde tasarlandı. Bir başka tasarım kararı olarak parlak ve ışıltılı yüzeyler yerine çıplak beton, doğal ahşap ve mat döşeme kaplamaları ile oluşturulan malzeme dili, yapının kitlesel kurgusu ile başlatılan sorgulamanın iç alanlardaki devamını sağladı. Her iki terminalde de kullanılan elektro- mekanik sistemin oluşturduğu yapısal ağ, konvansiyonel asma tavanlarla örtülmek yerine iç alanların uygun bölümlerinde görünür kılındı. Bu çerçevede bu sistemler de mimari projenin bir parçası olarak ele alınarak tasarlandı.
"Terminal yapılarının standartlığının yarattığı sıkıcılık ve yoksunluk duygusuyla başa çıkmayı deneyen tasarım; bölgenin zengin peyzajı, iklimsel özellikleri ve bu yöredeki turizm faaliyetinin spesifikliği aracılığıyla projenin uluslararası havalimanları konvansiyonu sorunsallaştırmayı hedefledi"
İçerik: Tasarım Group